Merhaba,
Merhaba,
Merhaba...
Bundan 5 yıl evvel -belki de 6- bu mecradan çıkmaz okur da okurdum. Eh neredeyse her gün de bir şeyler yazmak için sabırsızlanırdım. Ne değişti de uzaklaştım diye açıklama yapmak gereksiz olur zira özel bir şekilde uzaklaşmış değilim. Sadece sağlığım o dönemden daha farklı bir katmana geçti. Bahsettiğim tabii ki zihin sağlığım. Kitap okuma isteğimi, film seçimindeki zevkimi ve her şeyden ziyade yaratıcılığımı kaybettiğim bir dönem de diyebiliriz. Uzun zaman bunu sindirmekte güçlük de yaşasam -ki hala sindirebildiğim de söylenemez- şimdi, biraz daha düz bir insana dönüştüğümü daha rahat dile getirebiliyorum:) Neyse ne, baya bir şey değişmiş işte.
Eski işimi bıraktım, 15 ay işsiz kaldım. Ankara'ya taşınma çabasına girdim tam bir iş almışken vazgeçip tekrar burda kaldım. Sonra burda saçma bir işe girdim ki mühendislikle alakalı değil. 1.5 yıl oldu ve hala aynı saçma işte çalışıyorum. Her gün aynı manyaklarla uğraşıyorum.
Bu arada neredeyse 4 yıllık evliyim. Çocuğum yok ve ısrarla yapmamakta direniyorum. Her evli kadın gibi bu konuda da aile baskısına maruz kalıyorum. Şakayla karşılamayı geçtim artık baya baya tersleniyorum.
Ha bu arada küçümsenemeyecek derecede kilo aldım. "Evliliğin rahatlığı mı ahha ha ha" diyen varsa beni hiç yormasın da kendi kendisinin ağzına vuruversin pattadanak. Sanırım ben de klasik kadınlar gibi kiloyu kafaya takıyorum. Gerçi her halimle güzel olduğumu söylememe gerek yok. Neticede girdiğim her ortamda dikkat çekiyor olmam kilomla alakalı değil, auramla alakalı. Kiloyla mı alakalı lan yoksa ? :( Neyse değildir değil.
Değil lan!
İşte artık buralardayım, yani umarım. Çünkü hiçbir konuda istikrarlı olduğum söylenemez.
Şimdilik hoşça kalın.
Görüşeceğiz.
_manik sanrıların depresif sancıları_
19 Şubat 2015 Perşembe
8 Aralık 2014 Pazartesi
27 Aralık 2012 Perşembe
7 Kasım 2011 Pazartesi
27 yaşından sonra sigaraya başlamanın en güzel hali az önce hayat buldu.. Love is Blindness çalarken pencerede soğuk hava ile içime çektiğim duman, beni, tam 2 yıl öncesine götürdü. öyle kötü bir dönemdi ki anlatılamaz. aynı anda birbiriyle çelişen o kadar duyguyu yaşamak beni cidden bitkin düşürüyor. şimdi esniyor ve gözlerimi kapatıyorum.
yazdığım hikayeleri hayal ediyorum, söylediğim şarkıları...
o acıyı tekrar çekmiş kadar oluyorum.
acı, bazen yaşadığımı hissettiriyor, düşünen bir varlık olduğumu. bu, sanki hoşuma giden bir şey ama aynı zamanda içimi parçalayan bu hislerden de kurtulmak istiyorum.
hayatımın her aşamasında hissettiğim o çaresizlik. kendimden kurtulamamak...
bence ölüm bu.
26 Ekim 2011 Çarşamba
10 Ekim 2011 Pazartesi
bu sabah aynaya baktığımda, en son gördüğümden daha farklı bir ben gördüm, yaşlı bir insan..
sonra aklıma gerizekalı Bella'nın, bilmem kaçıncı Twilight filmi başında, aynaya baktığında büyük annesini gördüğü sahne geldi aklıma. akabinde tüm ciddiyetimi yitirdim.
sanırım bu yüzden, sırf bu yüzden ölmeyeceğim.
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


