sıng with me!


MusicPlaylistRingtones
Create a playlist at MixPod.com

31 Ağustos 2010 Salı

sabır eşiğimi yükseltmiştim, alttan alma potansiyelimi arttırmıştım.
ama ısrarla suistimal ediliyor tüm özverim. sabrım tükenmekte, sonuçların ve her şeyin yaptığım fedakarlıklara değeceğine olan inancım yok olmakta hızla.
çok sinirleniyorum, çok. sakinleşince de üzülüyorum.

20 Ağustos 2010 Cuma

tamamdır!

kaç gündür dert olmuştu içime "gitmem lazım, gitmem lazım" diye dolanıp duruyordum. son ana bırakmadım çünkü vazgeçerdim, aman zaten sıkışık durumdayım diye. o nedenle bu kadar da heveslenmişken sabah işe gelir gelmez Biletix'in sitesine girip 1 adet Scorpions bileti aldım. 2 Ekim'de ordayım moruklar bekleyin beni, yehuuu=)

19 Ağustos 2010 Perşembe

ses-sizim

2 aydır sesim kısık. şarkı söylemeye ara verdim, aslında bir zaman back vokal yaptım sonra baktım her stüdyo çıkışı sesim daha kötü oluyor, iyileşene kadar onu da bıraktım. ama üzerinden haftalar geçti düzelmek bir yana gittikçe kötüleşiyor. dün yine doktordaydım. bu sefer ses için.. ödem olmuş işte ilaç filan ama en yakın zamanda burun ameliyatı olmam gerekiyor. al buyur bi bu eksikti! neyse bi şekilde olcak, zaman problem azcık.
ama sesim hala canımı sıkıyor, çıkmıyor ya çıkmıyor offff!

18 Ağustos 2010 Çarşamba

scorpions

2 Ekim 2010...
Scorpions veda turnesindeymiş sanırsam ve 2 Ekim'de Türkiye'deki son konseri olacakmış.
ve ben bu fırsatı kaçırırsam, hayatımda tekrar bir yerlerde izlerim gibi bir ihtimalim dahi olmayacağı için o konsere gitmeliyim. Gidicem ulannnn. nihahhah!

sözlük işleri

o sözlük senin bu sözlük benim dolandım durdum yıllardır, lakin her şey gibi o işlerden de sıkıldım ve yahut kimisi kapandı.
fekat şimdilerde yine bir sözlükte takılıyorum, bakalım bu nereye kadar gider görcez. göz atmak isterseniz buyrun.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

her hafta bir atraksiyon, her hafta bir atraksiyon.
haftasonlarımı boş geçirmiyorum, dinlenmeye, uyumaya, kişisel herhangi bir işimi yapmaya vakit bulamıyorum. düşünmeye de vakit bulamamak istiyorum ve bu isteğimle birlikte yaratıcı şeyler düşünmemeyi çok iyi başarıyor, ama bir türlü acı veren anıları, kalbi çizik çizik eden sözleri, anları kafamdan atamıyorum. perde arkası etmeyi çok iyi becerdiğim bir şeyi beynim neden sürekli oynatıyor ki aynı ekranda, aklım almıyor. sonra buna kafa yoruyorum, boyun eğmiyor savaşmak için en akıllıca yolu arıyorum. ama girdiğim kısır döngü-düşünememe çelişkisi ile seyreden yaratamama-beni her türlü devadan alıkoyuyor.

neyse..

bunun dışında, vücuduma giren kimyasal miktarı düzenli bir artış gösteriyor. aynı zamanda vücudumun sıvı kaybı da sürekli bir uyku moduna sokuyor beni. hiç uyuyamayan ben, ya uyuşmuşluktan, ya kanımın noksanlığından göz kapaklarını tutamaz oldu. vücut çok acayip bir şey. ruhun, beden kimyasını bozduğu aşikar. yoksa bozulan vücut kimyası mı ruhu etkiliyor, öyle de bir soru aklıma takılmıyor değil.

neyse,,

sevgilim.. minnettarım. beni ordan oraya taşıyıp, şefkatini hiç esirgemiyor. sanırım artık bizimkisi tam hayat arkadaşlığı. söylenecek çok şey var. iyisi, kötüsü, bir ton şey. içimde kalabilir bir zaman daha.


4 Ağustos 2010 Çarşamba



yahu o değil de Michael Jackson'un yaptığı dans, şimdilerde apaçi dansı dediğimiz tarza çok benzemiyor mu?