sıng with me!


MusicPlaylistRingtones
Create a playlist at MixPod.com

31 Aralık 2009 Perşembe

yine bir yıl!

Evdeyim bugün.. "E"(Çakıl da diebilirim) gelicek, sevgili dostum. Beraber giricez yeni yıla. Dışarısı falan bize göre değil bu pek önemli(!) günde. Yılda bir kez dışarı çıkan, menüdeki 'sınırsız içki' ibaresinin bokunu çıkaracak insanların, 'eller havaya müziği' eşliğindeki rezilliklerini izlemek tarzım da değil zaten. Sağlam elemanlarla, daha az yeni yıl klişesinin yaşandığı bir mekanda, kendi belirlediğin kriterlerde yaşamak daha iyidir her zaman. Fakat bu yıl farklı,(aslında düşündüm de son 2 yıldır böyle), yeni yıl ruhu denen birşey varsa o ben de yok. "Amaaaan yılbaşı da neymiş, neyi kutluyoruz ki gavurlar gibiiii" gibi kalıp lafları sarfetmeyin boşuna. İnsanız ulan! Ne bileyim yenilikler, başlangıçlar heyecanlandırır insanı. Bu, yeni bir iş olur, yeni bir aşk olur, yeni bir yıl olur,, farketmez işte, yeni bşiyler! Ama yok, ben de tık yok! Hissedemiyorum, sanki bir yılın bittiğini bile kabullenemiyorum. Kaldı ki yenisi..I.ıh kaldıramicam. Neyse, baktım her yer "mutlu yıllar"la döşenmiş, yeni yıl mesajları, yazıları ve fotoğrafları her yerde.Günün anlamı içerikli bir yazı yazmaya niyetlendim hemen.
Bu yıl kimse yok sanki, çok ilginç, kimse.. Herkes biryerlerde, uzaklarda falan. Zaten "E" ile de son günlerimiz, 2 0cakta o yolcu. O da uzak olcak artık. 2mizde üzgünüz tabi.Benim önümüzdeki ay yaşayacağımı bildiğim şeyler zamanında yanımda olmasını istediğim tek insan belki de "E". Beni tam anlamıyla anlayabildiği için, anlatmaya gerek duymadığım halde beni duyabildiği için. Beni görebildiği için. gerçek beni.
Bu ay gerçekten zor olacak, olacakları, yaşayacaklarımı nasıl kaldırcam bilmiyorum, galiba bu kadar zor bişeylerle yüzyüze kalmamıştım, kime anlatıcam şimdi bilmiyorum. "E" burda olsa iyi olurdu. Onunda atlatması gerekenler var, ona da güç gelcek biraz. Sonuçta uzaktan destek zor olcak ama oldurabildiğimizce işte...
Ah ah yeni yıl birşey ifade etmiyor kısaca..ya da ediyor da olabilir, sadece iyi şeyler hissettirmiyor. Mesela yeni yılda hala bu masada, yan odadan gelen patronun çekirdek çitleme seslerini duyuyor olucam. Hala "hayal, düş, müş" diye zırvalicam. Hep isticem, hiç olmicak. Duygularım tepinip tepinip durcak, tam olarak ne durumda ne hissettiğimi hiç bi zaman tanımlayamicam. Hep korkcam. Hep isticem tekrar. Hep kırılcam. Hep kırıcam da tabi ki. İnsanlara yine 'umrumda değilsiniz' tavrımı takıncam, ama bok gibi de umrumda olcaklar. Yine bencil olup yine vicdan duycam falan. Annem için üzülücem bi de sanki, öyle bi his var içimde:(

aaaa, bu arada..Dün yaşadığım minicik bir olayı da aktarcam, ve gülcem bitcek sora.
Urascığıma yılbaşında armağan etmek üzere mini mini kıpkırmızı uğur böcekli, uğur getirmesi niyetiyle aldığım patik-ayakkabı arası birşey almış çıkıyordum ki mağazan, karşıdaki piyango bileti satan adamı gördüm. Niyetlendim ulan, ilk kez kendime bir bilet alcaktım ve görmüşken alayımdı. (aslında şansıma fln güvenmem, şansımın nasıl bşe olduunu anlatmama yetecek bir iddaa -kaç 'a' ile yazlıliodu lan bu,, neysse- örneğim var ama başka yazılara işalla) yaklaştım tezgaha, sonu 7 ile biten bir çeyrek bilet istedim. aldım ve 10 tl yi uzattım. paramın üstünü beklerken 2. piyangocu amca (artık ortak mı işletiolar napiolarsa) 5 tl'm olup olmadıını sordu. Ben de "ne alaka lan 5 tl yi verince tam para fln da veremez,neyse vardır bi bildiği" diye düşünerek var dedim ve uzattım onu da. Evet şimdi buraya dikkatinizi çekmek istiyorum, herif naptı? "Al bunu da" diyip bi bilet daha verdi elime. Baktım "bu ne ya? almicam ben 1 tane alcam yaa" dedim mızmız mızmız, aldım paramı ve hayretler içerisinde orayı terkettim. Adama bak ya, resmen üzerimde psikoloji yaptı hee! Heralde şans mans olaylarına deli gibi inanan insanlar, "uuww var bunda bi hayır, almazsam acaba şansımı geri mi çevirmiş olurum,,uff benim aldııma çıkmazsa ve bu adamın verdiğine çıkarsa, almazsam pişman olur muyum" vb tarzında düşünce çalkantılarına kapılıp, kurtulmak için alıyordur. Ama yemezler şekerim!
Hadi ii yıllar dileyeyim, klasik olsun.
İyi Yıllar!
Edit: gülmeyi unutmuşum ulan:)
ahan da gülüyorum bitiyor..
Nihohahahhaha:)))

29 Aralık 2009 Salı

kariyerim


vay benim kara bahtım kem talihim vaaaayyy... yok canım senin kariyerin yerinde saymaktan ibaret olacak. vazgeç, hatta mevcut işini de bırak, kır dizini otur evinde.. hayallerimin peşinde koşcam palavralarıyla harcadım milleti, lakin kandırdığım bir kendimmişim onu şuan posta kutuma gelmiş mail sayesinde anladım. işte paylaşıyorum:)) okuyamıyorsanız söyleyeyim,, kariyerime uygun ilanlar olarak engelli kadrosundan bahsediyor:) acaba bunu simgesel anlatım şekli olarak düşünüp derin anlamlar mı çıkarmalıyım, hatta beynim şu an üretti bile birşeyler.. neyse işte bu kadar! çok kırıldım çok!

25 Aralık 2009 Cuma

my blueberry nights__3

Görüyorum, dönmüş, orda uzanıyor beni bekliyor. Hiç de merak etmiyorum neden dışarda yere öyle uzandığını. Yakınına geldiğimde ilgimi çeken öncemsiz birşey var, cep telefonum mu artık bilmiyorum, bir an gözümü ondan ayırıyorum. sonra baktığımda başucunda birini görüyorum bana anlamsız gözlerler bakıyor bir eli de onun göğsünde. "Nefes almıyor, galiba kalbi de atmıyor" diyor. sözleri algılamaya çalışıyor beynim, inanama gibi bi durum söz konusu değil tabi. olamaz ki öyle birşey, beni bekliyor çünkü. kalbinin atmaması demek.. yok yahu şaka yapıyor, sadece beni korkutmak, belki cezalandırmak için nefesini tutuyordur. Bir filmde görmüştüm kalbinin atışını kontrol altına alabilmek ve ölü numarası yapabilmekten bahsediyordu bir adam,,o geliyor aklıma.
"Bi daha baksana" diyorum, artık her kimse o! bakıyor ve bir de benim bakmam için geriye çekiliyor. eğiliyorum üstüne, götüremiyorum elimi göğsüne. parmaklarımı avuç içime bastırıp yumruğumu indiriyorum göğsüne,, belki tepki verir. bişey olmuyo.. korka çekine elimi bastırıyorum sol tarafına. hala inanama vaziyetlerindeyim. başımı sağa çevirip sağ elimi başımın üzerinden uzatıp sol taraftaki saçlarımı yüzünü kaşındırmasın diye tutup eğilerek sol kulağımı yüzüne yaklaştırıyorum, nefesini duyarım ben onun. bir ben duyabilirim belki onu. eğildiğimde yerdeki başka birşey dikkatimi çekiyor. kırmızı bir kutu var küçük, saat kutusu diye düşünüyorum. bana hediye getirmiş diyorum, uzanıp alıyorum. çekinerek de olsa açıyorum. sesini koymuş sanki kutuya, çünkü "bana ne bırakmış?" diye açtığım kutu bana "yalnızlığın" diye cevap veriyor, onun sesiyle.
inanıyorum şimdi..

24 Aralık 2009 Perşembe

off, yine aynı şeyler galiba..

Oturdum bekliyorum, sadece bekliyor..
Ne kadar bahaneci biri oldum çıktım ya, ben bile şaşırıyorum bazen.
Geçen cuma için inanılmaz bir stresim vardı, 1,5 ay falan o stresten başka bir şey düşünemez, başka bir şeye odaklanamaz olmuştum. Hoş, zaten hali hazırda doğuştan içimde yer alan bir odaklanma problemim de yok değil. Yapmak istediğim ,bu zaman için imkanlılığı mevcut veya olmayan, o kadar çok şey var ki hızla beynimde dönüyorlar sırayla. O karelerden birini yakalayabilsem üzerine yoğunlaşıcam. İşte geçtiğimiz cumaya kadar "cuma geçsin bunlara yoğunlaşıcam" diyordum, daha sağlıklı daha üretken olurum umuduyla. Cuma geçeli bir haftayı buldu ama hala üşengeçliğim ve işe yaramazlığımla zamanı boşa harcayıp, boşa oksijen tüketip duruyorum. Evet, sadece duruyorum. Yıllar geçecek ve ben yine elde avuçta, daha doğrusu beynimin haz bölgesinde hiçbişeysiz burda durucam.
Aslında asıl sorunumun farkındayım, odaklanma! Bu yüzdendir ki potansiyelimin çok altında yaşarım ben, hiçbir şeyden de zevk almam ayrıca, alamam.
Bunu sağlayacak koşulları keşfetmem gerekiyor. Hep kendimleyim evet ama biraz daha yalnız olmalıyım galiba. Sosyal aktivitelere bir süre ara versem iyi olacak gibi görünüyor, en azından başkalarıyla olanlara. Böylece daha çok düşünebileceğim.
İş çok vaktimi alıyor, uykudan kısıyorum ama yetmiyor. Akşamları arkadaşlara vakit ayırmayı bırakmalıyım, haftasonları da daha az dinlenmeli sonra daha fazla kendimi dinlemeliyim. Tekken daha güzel herşey. Hedef falan belirlemeyi sevmiyorum, o işe hiç girişmeyeceğim. Şimdilik sadece benle kalıp neler olacağını izleyeceğim.
Hadi bakalım Marla, izle ve gör! >>Yapabilir misin, merak ettim doğrusu*-) <<

21 Aralık 2009 Pazartesi

karınca baskını

küçükken, ilkokul zamanlarından bir zamanda, yediğim cipslerin ve krakerlerin paketlerini düzgün bir şekilde, yatağımı kaldırıp altına koyardım. anlamsızca biriktirdim bir süre. annemin bu durumu keşfetmesi benim için çok acı oldu. havalandırmak istediği bir vakit yatağımı kaldırıp altını basmış karıncalarla şok olmuş kadın. cips ve kraker paketleri işin bonusu tabii ki:)
ya anne ne kızıyorsun, ben farketmemiştim karıncaları!

15 Aralık 2009 Salı

tembellik

işler sallandıkça sallanır.. "bugün yaparım, yok yok yarım kesin"

tırnaktaki ojenin kendi kendine silinip gitmesi sabırla beklenir.. "eve gideyim de sileyim artık şunları", "off yine unuttum, neyse yatağa girdim artık sabah silerim"

her sabah saatin alarmı bir 5 dakika daha fazladan ertelenir.. "off bugünlük böyle olsun, yarın ertelemicem", "hava çok soğuk yataktan çıkasım yok yaaa"

makyaj yapılmadan işe gidilir.. "aman kime makyaj yapcam ya bugün canım istemedi, ofiste de insan yüzü mü görüyorum sanki"

bir önceki gün giyilen kıyafetler giyilir.. "off hiç kıyafet seçecek halim yok bunlar beni gayet güzel ısıtmışlardı"

denetime geleceklerdir, son 3 gündür ama hala eksikler vardır.. "offf kime laf anlatcam şimdi bunu yaptırmak için, iyisi mi yarın yaparım"

eve iş getirilir, ofiste yapılacak çok iş var diye, ama bir türlü o iş yapılamaz 5 gün boyunca çantada işe gider gelir, gider gelir.. "ortada ne var ki neyi yazacam ben şimdi bu karar listesine, yoktan var mı etcem arkadaş ya.neyse ama ya rüyalarıma giriyor, yatmadan yapayım bari..tabi önce bloguma bşeler karaliimm"

bu liste de böyle uzar gider. tembellik ince hastalıktır, bir yakalanınca iyileşmesi çok zordur.
umuyorum ki panzehiri bulunacaktır ve ben kurtulacağımdır.

sıcak




hava buzzz, sabah evden çıktığımda açık herbir noktam için ayrı bir küfür savuruyorum. üşüyorum, üşüyorum ve çok üşüyorum. azcık sıcak olsa keşke ya. hep içinde bulunduğumuzu değil de tam karşısındakini isteriz ya valla öyle. buranın sıcakları çekilmiyo diye tüm yaz ağlayıp, amaaan soğuğa bak insanın içine işliyo bee diye yine ağlıyoruz. ve şuan ben dikkat ediyorum da noktalamayı hiç sallamıyorum. ayrıca aklımdan geçenlerin hızına yetişemezken bu mevsimde onlar da soğuktan donmuş olacaklar ki aklıma falan uğradıkları yok. duygularım yumak halinde göğüs kafesimin tam ortasına yerleşmiş keyif çatarken, benim yazma çizme gibi yetilerim -daha da öncesi, isteğim- sıcak bir yerlere göç etti sanırım. neyse azcık umudum var kendimden, iş konusundaki stresim cuma günü büyük oranda hafifleyecek ve ben de kafamı dinleyebileceğim. o zaman görsel anlamda üretmek istediğim şeyler konusunda da uygulamaya geçerim belki, en azından bir sistem geliştirip onu takip edebilirm.
bir şeyler üretmem gerek. anne baba evlen çocuk üret diyor ama kalsın, artık birşey üretemeyeceğime dair umudum biterse belki:) sahi evlilik mevzusu etmedim ben hiç sanırım. hmm , evet çok da özel hayatıma girmemişim, güzel. neyse eserse bir gün belki.
neyse ya neyse...aklımdan ne geçtiyse yazdım. bi bakim... , çok da bşe geçmemiş, dediğim gibi, soğuktan soğuktan..
azcık bahar ol be zaman, şöyle nisan güneşi çık, bir t-shirt ve ince ceketlerle çıkalım dışarı, öğlen bir bankta veya mümkünse kuru çimlerde güneşlenirken çıkardığım ceketi, güneş kaybolurken duyduğum hafif serinlikte tekrar giyeyim. istiyorum evet. bahar, gel ulan!

9 Aralık 2009 Çarşamba

_huzur_



yine o gün ve orada olmak istiyorum..
kabul,, hayat yine hayattı o zaman da,
sıkıntı stres yine vardı..
ama o an rahattım işte, o gün hafiftim..
o an, sessizdim, sessizdi ve heryer suskundu işte,
huzurluydum.

5 Aralık 2009 Cumartesi

adam

...
korkma
...
gördün mü bak,
geçti,
korku morku kalmadı,
bitti bak,,
...

4 Aralık 2009 Cuma

happy family(!)

Dün akşam annem odama gelip "kendinizi gösterin kızım arada bir, yüzünüzü gören cennetlik" dedi.Ben de "iyi ya hadi bakalım yerinizi garantiliyorum, hihi" dedim, dedim ama sonra ne denli bir gerzeklik yaptığımı anladım. Çünkü benim annem 62 yaşında ve 2 ay önce ölümden döndü. Salak Marla!
Neyse, annem üzerinde durmadı ama o pis bakışını da savurmaktan geri kalmadı, "hiç mi özlemiyorsunuz kızım bizi, gelir gelmez odanıza kapanıyorsunuz, sen de ablan da" diye sitem etti sonra. Baktım bir süre, düşündüm ara ara yaşadığım bazı dönemleri, sonra,, "Farkında değilim!".

3 Aralık 2009 Perşembe

2 Aralık 2009 Çarşamba

duygusal depreşimle sıçılmış anlık zırvalar

kendinden nefret etmek! bunu yaşıyorum, hayatım boyunca yaşadım, korkarım ki yaşayacağım da.. bu bir itiraf oldu galiba, zira pek bir kendine hayran imajım vardır. aslında benim hakkımda şu söylenebilir ki nefretimle kendime olan aşkım çok incecik bir hatla ayrılıyor, bense bir ordayım bir burda, ikisi baya bir ilişkili.neyse derin bi mevzu bu dallı budaklı.
insanları sevmiyorum tamam ama hiç haketmeyenlere de zarar veriyorum.
bugünlerde (aslında son 2 aydır) yoğunluğu artmış bir şekilde beynime nüfuz eden düşünceler bana zarar vercek gibi.Farkında olmadan da bedenimi tüketmiyor değil beynim,,bir bakmışım mide ağrılarım , yanma ve bulantılarım geçmiyor, bir bakmışım kanser tedavisi sürecindeki hastalar gibi avuç avuç saç döküyorum, bir bakmışım tırnaklarım yine çürüyor, bir bakmışım kalp atışlarım nefesimi kesiyor, bir bakmışım hep uyanığım..hayatta kendimle ilgili en büyük korkum sadece ve sadece aklımı yitirmek, şuaralar bunun gerçekleşmesi olasılığı var heralde. hiç bu kadar kötü olduğumu hatırlamıyorum. hayatımla ilgili tonlarca sıkıntıyı geçtim şuara bir kıyımı nasıl gerçekleştireceğim konusunda düşünüyorum. bir insanın hayatını nasıl bitireceğimi. bunu yapamazsam kendi hayatımın nasıl biteceğini..
kaçmak istiyorum, herşeyden, herkesten, en çok kendimden...
ama yine kendime, ve tek bana...

1 Aralık 2009 Salı

biz

sen + ben = biz , olabilir ancak. eğer 'sen'in, 'ben'im dışımda 'o' da olursa olmaz. o zaman 'biz' yok olur.
ben her şekilde katil olurum, belki de sen. çünkü ya 'biz'i ya da herhangi bir 'o'nu öldürmüş olacağız.

acı

çok garip bşe, insanın kalbi acıyabiliyor, değişik,,