sıng with me!


MusicPlaylistRingtones
Create a playlist at MixPod.com

28 Kasım 2009 Cumartesi

iki mutsuz__

güzel çocuk
senle bulmak istemiştim sonsuzluğu
ama bizim gibi küskün yorgun insanlar haketmiyor mutluluğu

bana bir bak
sana bir bak
tutmaz bu aşk!

bana bir bak
sana bir bak
solar gider bu aşk!

korkmadan sevsek mutlu olur muyduk?
sevmeyi bilsek kurtulur muyduk?

27 Kasım 2009 Cuma

kariyer siteleri

ismini vermek istemediğim -ki siz onları gayet iyi biliyorsunuzdur- kariyer siteleri (üye olduklarım) maille bayramımı kutluyorlar. ulan napim ben sizden gelen bayram tebriğini ya fakir mi avutuyorsunuz, bigünden bigüne de, hadi sitemize bi uğrayın marla hanım, yine iyisiniz, bi başvurunuza daha cevap var , demek için mail atın beee! yeter ulan, isyanlardayım..yeni iş istiyorum artık, 2 yıldır bi boka yarayamadınız.hayır ben de hala sizler aracılığıyla iş aramaktan vazgeçmedim ya kendime de hayret doğrusu, hayret!

26 Kasım 2009 Perşembe

hep aynı şeyi bulduklarm___1

"...insan korkuya kapıldığında ilkin kendine kaçarmış ve bir süre sonra kendine yepyeni bir alem yaratır, orda yaşamaya başlarmış.Fakat insan çabuk sıkılan bir hayvandır.Zamanla yalnızlıktan bunalmaya başlar, ve gömüldüğü kendisinde yeni yeni insanlar yaratır,,sonra onlarla dertleşmeye, giderek didişmeye ve en sonunda da çatışmaya başlar..peki o zaman ne yapar??..dışarı kaçar..
...
ama artık başka bir insan olarak..!"

25 Kasım 2009 Çarşamba

memo ve 5li sakız falları

Yılını hatırlayamıyorum tam olarak, kendimi kaybettiğim o dönemlere denk geliyor olmalı..off ne bileyim lisede bi zamandı işte.Her neyse.. Her salak gencin o dönem takıldığı caddelerdeydim, genelde bir başıma.--öyle serbest falan değildim ha! dersane çıkışı falan kaçabildiğim ölçüde, ek dersleri yutturabildiğim kadar:)---
neyse efendim çok da ayrıntıya gerek yok.
benim o zaman sokak çocuğu (tam anlamıyla sokak çocuğu da sayılır mı bilmem)bir arkadaşım vardı bilio musunuz..8-10 yaşlarındaydı Sakızcı Memo,1 yıl boyunca hemen her haftasonu ben ondan sakız aldım, 5'li Falım.. o da arkadaşlarını yanıma yaklaştırmıyordu ama:) velet beni koruyordu aklınca, gelip uyarıyordu çantalara dikkat falan diye:)
şimdi düşünüyorum ya nasıl oldu da birden yok oldu diye..garip şey hatırlamıyor olmam, ben mi uzaklaştım ordan acaba hayata dönünce, yoksa o mu kayboldu..yoksa yoksa ben onun farkına varmamaya mı başladım yanından falan geçtiğimde mesela? bak ulan, yine geçmişe dair kafa kurcalayıcı soru işaretleri belirdi. pfff.. harbi ne oldu lan memo?

23 Kasım 2009 Pazartesi

doğru değil gerçek!

Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way. . . . . .

22 Kasım 2009 Pazar

.

Bazen keserdim, biçerdim
Yakardım giderdim belli ki sorun bu!
Hem de yanardım, dönerdim
Gün olurdu sönerdim
Sabit kalsam olur mu?
Zaten yıprandım, yırtardım
Gerekirse bağlardım ama hep geç olurdu!
Şimdi duruldum
Sana inanır dururdum
Bir de seni başıma taç yapardım!

Ben seni dinlemedin
Sen beni anlamadım
Cevapsız soruların
Boynumda kolların, al senin olsun!
Sen beni yenemedin
Çünkü ben senle oynamadım!
Kurnaz oyunların, çıkmaz bu yolların
Al senin olsun!
Çünkü güzeldin, üzerdin
Etrafda dönerdin, ama gitmen kolaydı
Düşününce geçerdim, bir ah çekerdim
Nasılsa tek kişilik bir oyun bu
Zaten yıprandım, yırtardım
Gerekirse bağlardım ama hep geç olurdu
Sonra yorardım, sorardım ;
Sorun ne?
Benimde aklım var dolanan peşinde !
Sen beni dinlemedin
Ben seni anlamadım
Cevapsız soruların
Boynumda kolların, al senin olsun!
Sen beni yenemedin
Çünkü ben senle oynamadım!
Kurnaz oyunların, çıkmaz bu yolların
Al senin olsun!

Dersin ” bugün ”
Hergün yarın
Dersin “bugün”
Her gün aynı…

21 Kasım 2009 Cumartesi

heryer kokuyoooo, ıyygghh!

eveeettt mübaaarek kurban bayramı yaklaştı.Bu sebepten sokaklar keçi koyun dana ile doldu taştı.arkadaş her köşe başına bi çit dikilmez ki yaa. koku duyargalarım isyanlarda şuan. bence uzun uzun bilimsel araştırmalar yapılmalı bu bayram öncesi koyun yerleşimi konusunda. örneğin, bilmem kaç koyunluk olan yerlerin en az 50 mtlik daire şeklinde çevresinde herhangi bir koyun bşeysi daha bulunamaz gibi.(bşeysi diorum da acaba koyun yerleşkesi fln mı desem?? neyse ne aman..) bu bilimsel sonuçlar her hayvan ve yerleşkenin kapasitesine göre de deişiklik göstermeli zira takdir edersiniz ki her çeşit hayvanın koku yayma potansiyeli efendime söliim bok çıkarma potansiyeli fln birbirinden farklıdır.
işte bugün de böyle heryerde bianda piyasaya çıkıvermiş (dün yoklardı valla) koyun keçi dana topluluklarıyla karşılaştım,, ana caddelerde de bilboardlardakilerle falan..bayramı düşünemiyorum şuan, düşünmek de istemiyorum..
düşünme maRLa!

20 Kasım 2009 Cuma

,my blueberry nights,,2

..akşam üzeri..gün turunculaşmış biraz, ya da daha rahat seçilen pembeyle mavi karışımı, bi değişik..Sahil,,bomboş bir sahil.Deniz çekilmiş, dalgalar nazlı nazlı vuruyor, kumları yalayarak ıslatıyor sadece.Ayaklarım tam orada, dalgaların ulaşabildiği en uz noktada. Biraz nem, azıcık bir esinti, saçım savrulurken birkaç tel yapışıyor dudağıma.Serçe parmağımın dış yüzüyle sıyırıyorum yüzümden saçlarımı.Bekliyorum,, bekliyorum, bu arada sessizliği dinliyorum.Huzur..
Ayaklarım gıdıklanıyor gibi oluyor kumlar altından çekilirken, başımı eğip bakıyorum gülümseyerek kendime.Evet çok sevdiğim görüntülerden biri bu; dalgalar gidip geldikçe ayaklarım kuma gömülüyor.Keşke sabrım olsa, keşke böyle böyle batsam, yer beni içine alsa. Huzur yerini karanlığa bırakıyor yine.Kalbim kasılmaya, gerçek hayat üzerime gelmeye başlıyor.Yanağım ıslanıyor, istemsiz nefesim kesiliyor.Sonra bir çığlıkla kendime geliyor, ıslak yüzüme değen rüzgardan ürperiyorum.Gözüm ona takılıyor.Havada çizdiği şekillere bakıyorum, bembeyaz süzülüşüne.
Yine birşey düşünmez oluyorum, yeniden bir gevşeme, denizin çarşaf gibi haline dalıp.Yeniden huzur,,
Hiç bitmesin dediğim anlardan biri bu an ve,, hiç bitmesin!



..küçükken -şöyle 8 9 yaşlarında- mersin'e amcamlara gitmiştik. evleri çok salak biryerdeydi, mersin'in iyi biyeri sayılmazdı.o civara geldiğinde köydeymişsin hissine kapılman zor bişey değildi.evlerinin yanından dere geçiyordu.kuzenimle ve onun anne tarafından kuzeniyle birlikte o derenin kenarına inmiştik, taşların üstünden diğer tarafına fln geçmiştik. böğürtlen toplayıp yemiştik. ztn amaç oydu.tertemiz giydirilmiş üstbaş, dudaklar ve tırnak araları kırmızı ve mora bulanmalıydı...

19 Kasım 2009 Perşembe

gereksiz ayrıntılar serisi__no:3

uzun zamandır geçmediğim bi sokak vardı, epeyce karanlık.Ortaokul yıllarında ordan geçerdim kestirme olurdu.Sonra lise2de gittiğim salak dersaneden dönerken de ordan geçerdim çünkü bi arkadaşın evi ordaydı onlar yürüdük, o sokağın ondan taraftaki başında ayrılırdı ben de ordan geçerdim yine. Böyle işte..Her arada bir ordan geçişimde o yıllarda yaşadıklarım gelir aklıma, sanki o havayı solurum, gökyüzü o renk olur ve içimde bilmediğim sıkıntılar falan..
aman neyse ben o sokağı anlatmaya başlarken bunları söylemeyi planlamamıştım aslında.-eh marla işte herşey planlanan gibi olmuyor.-neyse işte..bu akşam esti ordan yürüyeyim dedim eve, ve orası Doğan'lar Şahin'ler sokağı oluverdi biranda.Evet lan dedim, burası öyle, hep geçtim durdum başka araba görmedim.Geçen arabalar Doğanlar Şahinler..(2sini hiç ayırt edemem, bilmiyorum hangisi hangisidir).. bugün de hepi topu zaten 50 metre uzunluğunda olan sokaktan, farklı yönlerde olmak üzere 3 tane D veya Ş geçti, ayriyetten bir tarafta da 1tanesi park halindeydi..way bee.. yıllar sonra..

17 Kasım 2009 Salı

gereksiz ayrıntılar serisi__no:2

bira içince burnum tıkanıyor
sigara içince de kulaklarım kaşınıyor
2sini biarada alınca ya kulağım tıkanıp burnum kaşınırsa??

.

..trık! kapıyı aralayıp anahtarı delikten çıkarırken evin hiç olmadığı kadar sessiz geldiğini farkettim,iyice açmadan biraz daha dinledim,, enteresan, ne bağırış çağırışlar ne de huzursuz tvnin sesi vardı."Huzur" diye düşündüm, kapıyı kendi kendime keyiflenerek açtım, çantamı yere bıraktıktan sonra ayakkabılarımın bağcıklarını açmaya eğildim.Lanet olsun, çabuk çözülüyor diye kendi kendime geliştirdiğim o salak düğümü attığımı unutuyorum her seferinde, zaten 1 metre olan salak bağcıklar başlı başına sinirimi bozarken bir de kördüğüm oluveriyorlar, off! Dikkatimi ayakkabılarıma verdiğim sırada mırıldanma şeklinde konuşmalar işitiyorum mutfaktan, henüz eğilip bakmadan kapıdan, "huzur" hissi içimden çekiliveriyor.Düğümle fln uğraşmak istemiyorum, içimi saran merakla ayakkabıları birbirlerinin arkasına basarak uyguladığım kuvvetle çıkarıveriyorum.Adımımı atıp mutfağın kapısına geldiğimde gördüğüm sayesinde hareket edemediğimi farkedemiyorum bile.Bilmem acaba kaç dakika durdum öyle, belki dakika bile değildir, bikaç saniye falan da olabilir,,farkedemedim ya!
Tam tamına 4 yıl artı 8 aydır görmediğim, artık hiçbir bağım kalmadı dediğim kardeş(!)im mutfakta bulaşık yıkıyordu. çüşşşşşş! hem bu evdeydi, hem de sanki bizden biri olmuştu da tekrar bu evin elemanı gibi bulaşık yıkıyordu.Anneme ve babama baktım,, inanmıyordum buna.Beni birileri inandırmalıydı.Onlar balkon kapısının eşiğinde sanki benden azıcık daha uzaklaşmak ister gibi ,birbirlerine de biraz daha yakınlaşmak, öyle durmuşlar salak salak bana bakıyorlardı.Tekrar 'G'ye döndüm, surat bir garip halde işine devam etti bana yan gözle bakıp.O bakıştan hiç bir şey sezemedim, hissiz, buz gibiydi, bir şey de anlatmaya çalışmıyordu zaten. Gözüme mutfak masasındaki koca kavanoz ilişti.İçinde pembeye çalan renkte bir sıvı, yok yok kırmızıya daha yakın, ama ardı görünüyor,, içinde de değişik birşey. İlk kez böyle bi'şey gördüm, nedir bu? Yaklaşıp baktım, inceledim ve bulantıma engel olamadım.Bir cenindi ve mutfağımızın(bu 'biz'likte 'G' yoktu benim için) ortasında duruyordu.Bakışlarım ordan oraya gitti, konuşmadan nasıl oluyor da bizimkilerin söylediklerini anlıyordum, buna takılmadan çocuğun 'G'nin düşüğü olduğunu öğrendim.Sonra bulantılarının devam ettiğini, hiç durmadığını, titrediğini ve soğuk terler döktüğünü de..Annem, "acaba bir doktor daha mı?" diyordu.Babam sadece düşünüyordu.Karnında bir bebek daha oluştuğundan şüpheleniyorlardı, annemin fikri, bunların da hamilelik belirtisi olduğundan yanaydı.
Ben ne salağım, ah ben ne salağım.Neden karşımdakinin kim olduğunu unutur da her seferinde, sorunlu birine koşarım!!!Neden, ihanet edenlerin gerçekten aciz olduğuna inandığım anlarda, neden ihanete uğradığım hissinden, yaşadıklarımdan sıyrılır da ona yardım eli uzatır, onu anlamaya çalışırım bilmem.
Yanına gittim, "neden bir hamilelik testi yapmıyorsun?"..
-olmaz!
-neden peki?
-...
içim acıyor o anda o kadar zavallı görünüyorki, ama yüzünde hiçbir pişmanlık sezmiyorum, sadece aciz.Sokaktan geçen biri o anda! ama içim acıyor işte.
-ben gidip alayım senin için .... (abla diyemiyorum kesinlikle, ağzım açık kalıyor)...???
-olmaz!
-?
o sıra geliyor yanıma, ben hala kapı eşiğindeyim, yüzü bana sırtı annem ve babama dönük, önümde çömeliyor kollarını gövdesine sararak..dişleri birbirine vurmaya başlıyor, bana bişey anlatmak ister gibi yanaşıyor , fısıldayacak biliyorum ama dişlerinin zangırtısından yapamıyor salak! geri çekiliyor sonra. ben hala soru işaretlerine gönderiyorum ona.
-Eroin! diyor, dediği anda rahatlıyor ayağa kalkıp konuşabilecek kadar.
Şaşırdığımı söyleyemem, ondan beklenmeyecek şey yoktur, hem de hiç bişey.Ama bizimkileri merak ediorum bakıyorum yokolmuşlar bir anda, değiller orda.
-Nasıl ya?? diyorum.
-Öyle işte, çantamda da var getirdim, ama kaşığım kaybolmuş, bitane alırım.
Pişkinliğe bak ya! yine beni şaşırtmıyor.Ama o an ona duyduğum öfkeden çok zavallı anne babamı düşünüyorum, yine vicdan micdan yapıp üzüldükleri kızları yine onları hayalkırıklığına uğratacak.Boğazına yapışıp öldüresim geliyor onu, o kanserli boğazını sıkmak sıkmak sıkmak.. 2 elim birbirine kavuşana dek sıkmak! Kalkıyorum yanaşıyorum yanına, gözüne bakıyorum, yine aynı pişkinlik, öldürcem ben onu , aklımda kalan son şey yine o iğrenç bakışlar olacak. Ellerimi öne doğru uzatıyorum, onu itekliyorum sadece, ayrılıyorum oradan.Portmantodan kırmızı paltomu alıp, az önce özensizce çıkardığım ayakkabılarıma bakıyorum,onları giymicem, kapağı açıp siyah ayakkabılarımı geçiriyorum ayağıma ve çıkıyorum o kapıdan.
Bu sefer uyanığım hava da güneşli, ılık ılık değiyor yüzüme.Sabah gördüğüm rüyanın etkisinden kurtulmalıyım.Her mahallede olan "Bizim Market" e giriyorum, bi tane Nestle Chokella alıyorum.İşe geliyorum ve şuan afiyetle yiyorum."en tatlı sabahlar çokokremle başlaaaarrr" diye diye hem de:)
Kurtulcam kurtulcam az kaldı:)

13 Kasım 2009 Cuma

mm,, waffle:)


çok canım çekti..az kaldı neyse ki 6 da mesaim bitiyor:)

istiyorum___

dizime kadar uzanan kırmızı bir çorap, mümkünse jumbo boy bir kadehte beyaz şarap, artık boşa vakit geçirmemek, 13 tane 0.5 Tombo uç, 2012 denen filmin adını duymamak ve sıraya aldığım diğer filmleri izlemek, hep huzur bulduğum yollarda olmak, her gün gördüğüm kocaman iğrenç tabelanın rengini birilerinin değiştirmesi gerektiğini haykırmak, yeni bir Converse almak -yok yok 2 tane-, dün yemek yerken sarının en berbat tonunu giymiş vaziyette karşımda oturmuş iştahımı kaçırıp beni bulantı nöbetlerine sokan kadının o sarı giysisine kusmak, Galata Kulesi'ne değil kendi şehrimdeki çarşının göbeğinde bulunan tarihi caminin minaresine çıkmak, klasik müzik eserlerini duyar duymaz bu da bilmem kimin bilmem nesi diyebilmek, iş değiştirmek, şehir değiştirmek, yeniden sadece kendi evim olan biyerde yaşamak, yaşlanmamak,,
istiyorum .

,my blueberry nights,,1

...
-Bir sigara ister misin? diye uzattı adam paketini.
Burnunun ucuna kadar gelen pakete sonra da adama bakarak,
-Hayır, dedi kadın, kullanmıyorum demiştim ya.
-Arada bir içiyorum demiştin?
-Bu, o aralardan biri değil.
-Peki sen bilirsin, deyip kendi sigarasını yaktı, nefesini çekti, ciğerlerini yakana kadar içinde beklettikten sonra üfledi.Kadının dumandan rahatsız olmuş gibi halini görünce sigarayı tutmayan elini dumanı kovarcasına sağa sola salladı, sigarayla kadının yüzü arasındaki boşlukta.
-Peki sonuncusunu ne zaman içtin?, diye sordu ardından.Aldığı "bu akşam" cevabı beklediği şey değildi sanki, çünkü soruyu sorarkenki afacan gülüşü yok oldu.Daldı bir süre, neden olduğunu kendisi de bilmiyordu, ne beklediğini de.
-Neden 'bu akşam' o aralardan birine sahip oldu?
-Bilmem, demesi kadının iyice uyuz etti adamı.
-Olmadı şimdi, 'bilmem' diye birşey olamaz bunla ilgili, arada bir yaptığın bir şeyse nedeni olur, alışkanlık değilmiş çünkü, kullanmıyorsun ama hazırlıklısın.Tekrar soruyorum, neden?
-Yağmur yağıyordu.
-Bu kadar mı?
Sustular.Kadının gözlerine bakışıyla yetindi adam.Beklediler, bu sırada külü uzamıştı sigaranın, onu çırptı, derin bir nefes daha..eğildi ve kadını öperken paylaştıkları ilk zehir bu oluverdi.
...

gereksiz ayrıntılar serisi__no:1

sabah ceset gibi bedenimi yataktan atmaya çalışırken, of ulan bugün nasıl geçecek, die düşünüodum.Ama sağolayım ki zamanında yaptığım gereksiz gibi görünen PİYASA2009 adlı klasör işe yaradı. Ay bi de ne düşünüyorsam o klasörü mp3 çalarıma atmışım. Demek zor zamanları düşünmüşüm. Sabah onu dinleye dinleye geldim işe, valla da işe yaradı, billa da yaradı. Bi keyiflendim bi hoş oldum fln, ofise geldim kulağımdan çıkarmadım bilgisayarımda aynı şarkıları açana kadar, dansettim azcık fln güzeldi:)

....

erken gelmek konusunda kendi rekorumu kıracağımı düşünerek trafikte bekleme yaptım 10 dk. Sürücüymüşüm gibi yanlış bir izlenim bırakmak istemem, içinde bulunduğum dolmuş sayesinde yani.Oysa şu ana kadar en erken işe varış saatim bu olacaktı, maalesef olmadı, kızdım lan! Yağmurlu havada o trafik niye tıkanır hala anlamış değilim. hayatımın 10 dk sını çaldı, bekleterek deil tabi, beni üzerinde düşünmeye sevkederek. yine kafa yordum niye böyle oluyo diye, yine cevapsız kaldım.

itiraflar____No:1

kuaför fobim var benim :S var valla:) nasıl olur da bir kadının kuaför fobisi olur demeyin benim var işte. o mekana girince böyle geriliyorum boynumdan belime kadar kasılıyorum. her seferinde saçımın içine etcekler die korkumkorkum korkuyorumm.bi de öyle garip insan oluyorlar ki, onlardan da ürküyorum. hemn kaçıp gitmek istiyorum ordan. tek başıma dolaşan, tek başıma biyerlere gidip yemek yiyen, tek başına sinemaya fln gitmekten zevk alan ben tek başına kuaföre gidemiyor. yanıma birini almam lazım muhakkak. öyle işte.. kuaförlerrr,, fobisiniz işte fobi bende!

12 Kasım 2009 Perşembe

,,

bitti,,

raindrops keep fallin' on my head...

tam da istediğim anda yağdı yağmur, penceremden izledim birsüre. iş çıkışında mutlak ki çıkcam o havaya, ben de ıslanmak istiyordum zaten, yaşasııııın:) bugün de yürüyeyim bari, en ince noktama kadar ıslanayım, arınayım birazcık da;) sadece ayakkabılarım için üzülcem yarım saat sonra, başka herşey huzur vercek, mutlu olcam bugün istediğim birşey oldu diye. o da neeee??? sesi yavaşlıyorr, durma yağmur durmaaaa beni saracaksın daha!

içine:)

neydi bizi ayıran?
gördüklerimiz mi?
yanındayken,bıkmayıp da kaçtım senden.
ben,sıçarım böyle aşkın taa içine.

11 Kasım 2009 Çarşamba

çikilataaaa:) ah ah:)

biz kadınlar ne kadar çok aldanmaya bayılıyoruz ya sevdiğimiz şeyler konusunda.Çikolata mesela, mutlu edecek sanıyoruz ama biliyoruz etmiyo. Bilimsel olarak da kanıtlanmış bişeyler var ortada. Ayrıca vücudumuza eklediği kilolarla mutlu olmak daha bir imkansızlaşıyor:))
Ama uyanığız vesselam, aldanıyorsak aslında işimize geldiğinden, aldanmak istediğimizden:)
Kısacası çikolata mutluluk vermiyor işte canım.Ben bişey demiyorum, az önce bitirdiğim Tobleronun yalancısıyım:)

10 Kasım 2009 Salı

dream of three pills from my laroxyl bottle

garip hisler,, sancılar,, duygular, hala çift gören gözlerle yazıyorsam eğer gözümden akmasını istemediklerimdendir.bastırmanın bir yolu olmalı. işyerindeyken bastırılıyor ama deniyor ki keşke rahat olsaydım hıçkırmak istiyorum, bağırmak istiyorum diye.. iş çıkışı hissizleşmeye para ödemek gibisi yoktur, ne kadar ağır olsa da cebi az yakar nedense.Hissizleştim sanarak geldim, yere basmadığımı belki de yerden 1 metre kadar yukarıda yürüdüğümü sanarak kişisel ihtiyaçlarımı giderdim; yemek, aileye sarfedilen 1-2 cümle,, fazlası değil. sonra odama kapanıp bazı şarkılar dinlemek acıttı galiba. ya da ben acıyordum aslında kanatmaya dinledim onları. akabinde krizler benim oldu. kendimi bir kez daha özel hissettim, meğer yaşıyormuşum, o zmn bunu da gözden geçirmeli birkez diye buraya not almış oluyorum. son verilebilirliğini gözden geçirmek iyi bir fikir olabilir.şimdi bu gözlerimin yağmuru durmuyor. birkaç laroxyl ile belki uyunabilir. yarın yine iş var, istemiyorum,, hiçbirşey istemiyorumm.. kimseyi istemiyorum..zaten beni de önemseyen yok, ne de mutlu olmalı buna..plan geçerliliği açısından iyi bir yolalış olabilir.
şimdi 2 -3 drajecik yutup belki uyku belki de gece boyu sürcek sancının kollarına atılmanın vakti geldi..ii uyumak isteyebilirsin marla, huzura er derim ama ben sana!

9 Kasım 2009 Pazartesi

biraz değiştim

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum!
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum,
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum,
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık,
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim,
Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı,
Sana bakan yanımsa toprakla aynı,
Ne yaparsan yap gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin,
Gözlerim yorgun, dudaklarım hissiz,
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır,
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların kavuşmaları hep beklentisiz,
Söyleyemediklerini söylesen de şimdi, sesine aşina yanım onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil!

Çok çalıştım,
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı “git” izine,
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine,
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım,
Daha önce de gitmiştim, kendi isteğimle!
Anladım ki daha önce sevmemiştim,
Çok çalıştım inan,
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye,
Her defasında daha da tozlaşan canımı kırmadan korumaya,
Ve alışmaya kendime, bu göz gözü görmez dumanlı halime,
Çok alışmaya çalıştım hem de,
Tanıştım seninle doğan yanımla da ölen yanımla da,
Birini yaşattım, yaşatıyorum da hala ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da!
Yorulmak dinlenmekle geçmiyor,
An be an çöküyor insanın içindeki güç,
Işığı sönüyor, beyaza dönüyor rengi gitgide, hissizleşiyor,
Ne yormak istedim seni ne de yormak kendimi,
Çok çalıştım,
Gitmeye de kalmaya da,
İkisi de aynı acı,
Kolay değil!

_can yücel_

kararsız, sancılı ve fazla güp güplü bir an bu an

uzun zamandır kullanmıyordum,, birden tak etti, laroxyl yağmuru çekmeye başladı. güzel bir ıslanma olabilir planımla ilgili. kararsızım uçmak da fena olur muydu ki??

yokol maRLa!

Kendimden kurtulasım var..1 aydır bu his var, bugün hergünden daha fazla. Son zamanlarda anı yaşıyorum ya, az önce karar verdim işte bir 'an' da,, sordum neden hayata geçirmiyorum bu kurtulma planını???neden öldürmüyorum yaşatarak bu planı, neden sonlandıramıyorum??? sorular sorular..tek bir basit cevap , tatmayı istediğim çok şey var, herşeyi bir kere tatmadan olmaz! öyle mi gerçekten, öyle mi olacak peki? yaşayacak mıyım? umutlu insanın istekleri bunlar, oysa benim isteklerimi gerçekleştirecek hevesim bile kalmadı. Sömürüldüm, ya da en çok ben sömürdüm kendimi. gerçekten çekiliyor benden artık birşeyler. doğruluğuna inanmadığım umutlar, yapabileceğime inanmadığım istekler ve hedefler, gerçekleşeceğine inanmadığım düşler. hepsi de kayboluyor farkındaydım uzun zamandır, bugün daha fazla sanki ama.. hepsinden önce inancım gitti işte, yokoldu.
kendimden kurtulasım var.. başaramamış olarak hiçbir şeyi, gitmek istemiyorum. son bir kez başarmak istediğim bir planım var. kalan azıcık gücümü ona sarfetmenin daha iyi bir karar olduğunu düşünüyorum.
kendimden kurtulasım var.. olcak ama.. kendimden kurtulamayışıma neden olan faktörlerden kurtulmalıyım, önce insanlardan kurtulmalıyım. onlar yüzünden kendimden geçemiyorum öyleyse onlardan geçmeliyim. gitmeliyim artık. teker teker başlamalıyım. hepsini hayatımdan çıkarmalı, sonra hayatımı çıkarmalıyım.
evet,, yapıcam,, kendimden kurtulasım varsa kurtulucam!