sıng with me!


MusicPlaylistRingtones
Create a playlist at MixPod.com

21 Aralık 2010 Salı

davetkar blögırlar

merhaba!
yahu geçen sene, blogta yazmaya başladıktan sonra, yeni insanlar keşfetmek için o blog senin bu blog benim gezdim durdum. ne güzel insanlar var öyle kendi halinde, en çok onları seviyorum ama çok okuyamıyorum. zırt pırt tespit sıçılması ne kadar itici olsa da benim de itici bir insan olmamdan dolayı, tespit sıçan blögırlar en okumaktan haz aldıklarım. sürekli "vay hüzüni vay romantizm" diye gezenlere lafım yok, uzak dursunlar ama duygu durumu kendime en yakın olan hüzündaşlarımı ilgiyle takip ediyorum. -bunu zaman zaman kendilerine de bildirmişliğim vardır zaten-
ben de neşeli şeyler yazmadığımın farkındayım ama o buram buram boğucu şeyler dayanamadığım anlarda çıkanlar. bunun dışında fazlaca güzel şey yazasım var, vaktim yok.

neyse ne işte. girişimi tamamlamış olmanın haklı gururundan sonra davetkar blögırlarımıza değinmek istiyorum. işte o geçen sene, seke seke blog gezerken bi' kızımızın blogunda tesadüfen, bana farklı gelmiş bir yazısıyla karşılaştım. takibe de aldım. sonra baktım bir de bunun kankası var, hadi onu da takibe aldım. 1 ay bekleyip maksimum 2. ayın sonunda, öeh, yeter lan bu ne böyle diyerek derhal takip listemden çıkardım. geçen bloggerlerden biriyle konuşurken laf bu kızlara geldi, merak ettim, tekrar açıp baktım bloglarına. bu kızlar manyak. öyle "vay çok çılgın, uu çok uçuk" filan manasında değil. bildiğin manyak. mesela az önce baktım bir yazıya," kendimle kalırım, bu anları severim" vs gibi şeyler yazılı. eyvallah, iyi hoş da, her 3 satır arasına eklediği fotoğraflar bomba. 24 satırlık yazıda bulunan fotoğraflar:
1-kasıktan aşağısı görünen bir çift çıplak bacak
2-bir odanın tavanından çekilmiş dağınık bir oda, dağınık bir yatak ve yatakta yalnızca iç çamaşırlarıyla yatan bir kızın delirme anı. (üzgün de olabilir bilemedim)
3-loş ışıkta, sigara ve bir şişe şarap.
4-yine dağınık bir yatağın yastıkları ve yatağın başucundaki pencereden karlı kış görüntüsü.
5-ışıklandırılmış bir ağacın dalları fakat altından kafanızı tam kaldırdığınızda görebileceğiniz bir açıdan. (altında uzanılmış da olabilir)
6-yalnızca göğüslerinden yukarısı görünen, muhtemelen çıplak ve yüzü maskeli bir kız.

bu kadar. açıklama filan yapmıyorum. hala gülüyorum ve dalga geçiyorum. sanırım allah baba beni kahredecek.

15 Aralık 2010 Çarşamba

kandırıkçı

hayallerim vardı, yok! amacım? o da yok!
uzun zamandır, kendimle savaşarak, yazmaya, belki de kendime açık ve net bir biçimde söylemeye çekindiğim şey bu!
kafamı dalaverelerle meşgul ederken, ağır buhranlar altında, beni boşaltabilecek tek yol olan yazma eyleminden kaçış içindeydim. sonra yazmadığım için de kendime kızdım.
yapabilecek başka şeyler aradım. hiçbir şeyin bana tat vermediği, canımı sıkanlar arasında başı çekiyordu. kimi kandırıyorum ki.
yazmaktan neden kaçtım? mutluluklar paylaştıkça çoğalır derler, pozitif enerjini başkasına bulaştırdığın için. benim acım da böyledir, üzerine düşündükçe, yazdıkça, yazıp yoğunlaştıkça çoğalır; anlattıkça, anlatıp yoğunlaştıkça çoğalır.
kimseye dert olacak dertlerim yok benim. ama beni bitirecek kadar da çok. anlatamıyorum, anlatacak bir şey bulamıyorum. nereden başlanabilir, başlanabilir mi bilmiyorum. analizimi yapmaya çalışıyorum. sonra aynı anda bir sürü şey "öncelik benim" diyerek beynime nüfuz ediyor. panikliyorum. endişeleniyorum. endişeli iken cümle kuramıyorum. kaçıyorum. kaçacak yer bulamıyorum. panik tırnak uçlarımı törpülüyor bu defa ve ben kendimi kesiyorum.
kızıyorum yine.
kendime hep kızıyorum.
sunulabilecek her öneriyi çürütecek kadar engelim var önümde. şimdi ne noktada olduğumu düşündüm. hayatta nerede olduğumu yani. aklıma ard arda kaybolmuş hayallerim geldi. yakınından bile geçmiyordum. ne büyük başarı! planlarımın, isteklerimin hiçbirinin elimde olmaması biraz ürkütücü, birazcık da umut baltalayıcı. yeni amaçlar belirlesem..? dedim ya, engellerim çok. artık gerçekleştirmenin imkan dışı olduğu hayaller kurmak istemiyorum. ya da amaç diyelim. şu an bir amacım da yok. isteklerimin çok olup amacımın olmaması, yine içimdeki 'ben'lerle yeni bir kavga demek.
şu an çok sakinim. çaresizliğim bugün herhangi bir panik yaratmıyor bünyemde.
bünyemde daha çok bir yıkıntı mevcut. suyu çekilmiş bir göl, bomboş bakan gözler, nerede düzlük varsa orada yürüyecek ayaklar ve bitmiş bir asıl ben.
kızgınlığım yok.
artık ben de onlardanım, rüzgarımı bekliyorum hareket için.

1 Aralık 2010 Çarşamba

a.a.a.a.a.a.a.a.a.

ara ara ofise uğrayan bir adam vardı, bizim Mıstık'ın kardeşi. 2 gündür bir işleri var ofisimizde çokça vakit geçiriyor. ve adam aynen başlık gibi gülüyor. a.a.a.a.a.a.a diye. bu gülüşün bir eşi daha yok, daha sinir bozucusu yok.