yer: minibüs işte lan, başlıkta da yazıyor
Telefonda, benimle alışverişe gelmesi için ikna çırpınışları ile son neferimi de harcarken minibüse bindim. Cuma günü eğlencemi bulmuştum o anda.Artık, "alışverişe gidelim yaeeöö?" cümleme red cevabı almak da çok umrumda değildi. Tepeden sarkan püsküller, onların etrafına monte edilmiş ledler ve ambiyansı tamamlayan Serdar Ortaç... Bundan büyük eğlence de ne olaydı ki acaba!
Yol ilerledi, müzik değişti; ortamı kendi müziğimle şenlendirmek için kulaklığımı taktım. Böyle zamanlarda, mp3 çalarımda "Alors on Dance " olmamasına çok üzülüyorum.
Bu arada, dolmuşa her binen yolcu ile kokular farklılaşıyordu. Önce limon kolonyası geldi, ardına beyaz sabun kokusu... Bu saatlerde nasıl beyaz sabun kokabiliyor insan, anlayamıyorum. - saat 18.00- (O saatte niye kokulmasın demeyin, ağzınızı burnunuzu kırarım.) Son olarak yükselen alkol kokusu, bu diskoyu iyice katlanılmaz kılmaya başlamıştı.
Artık, "gazozuma ilaç karıştırırlar mı acaba" endişeni de yaşadığıma göre inme vaktim yaklaşmış olmalıydı.
Müsait bir yerde!


