sıng with me!


MusicPlaylistRingtones
Create a playlist at MixPod.com

28 Temmuz 2010 Çarşamba

son kale düştü=)

Nişanlandım a dostlar!
evet sevgili izlekler, olan oldu ve ben evlenme kararı aldım=) biliyorum özel hayatımı burada çok da fazla sergilememiştim, ama artık ilan ediyorum yahu! =) özelimdi, şimdi bir kurum olma yolunda gidiyorsak açıklarım anasını satim!
geçtiğimiz haftasonu nişanlandım, ondan 5 gün önce de gelip mal gibi istendim, herşey çarçabuk oluverdi yani. önümüzdeki yazıda daha fazla ayrıntı verebilirim, belki daha fazla fotoğrafla, evet!

arkadaşlarımın benim için yorumlarından birini paylaşmak istiyorum: "son neferimizi de kaybettik."

sağlıcakla kalınız,,

25 Temmuz 2010 Pazar

duygularımı saklamaktan nefret ediyorum..

16 Temmuz 2010 Cuma

anlaşılamıyorum.
çok zor.
anlatmaya uğraşıyorum, yoruluyorum ve nerdeyse nefes almayı bırakacağım.
üzülüyorum.
parçalanıyorum.
çaresizliğimin farkında olamıyor kimse, çünkü ellerimdeki bağları görmüyor hiçbiri.
ancak öldüğümde bileklerimdeki morluklardan bir şey çıkarılabilir, o da dikkat edilirse.
bana dikkat edilmiyor, hayatıma ediliyor. beni kimse görmüyor, yaşantımı görüyor.
yüzümdeki gülen maske ne kadar da sevimli değil mi? altından sızanları gören var mı?
bir gün beni içine aldığınız ateşten halkada olmayacağım baktığınızda, ve çok geç olacak.
ben özgürleşeceğim ve siz her hareketinizde yanacaksınız.
ama aklınız başına gelecek mi? hayır! hiç sanmıyorum.
umrumda mı? hayır! çünkü yine anlaşılmıyorum.
artık gitmiş olcak bir ben, sizin hatıralarınızdan da silinecek.
sulara savrulacak ve denizlere kavuşacak küllerim.
dilerim zerremi bulamazlar.
öyle karışığım ki şu anda, uzun zamandır hissettiğim anda yazmamıştım sanırım, kendimi 100lerce duyguyla boğulacakmış gibi buluyorum birden.
ifade edilemez acılardayım. çok çok kötü.

hiçbir şey göründüğü gibi değildir!

dışarıdan bakıldığında ne de mükemmel bir hayatım var.

ben içeriden bakıyorum, her şey acı veriyor sadece.

mutlu olmam gerekli şimdi di mi?
değilim.
so this is permanence
love shattered pride
what once was innocence
turned on its side
a cloud hangs over me
marks every move
deep in the memory of what once was love.

....

Control filminin son sahnelerinde Ian'ın kelimeleri bunlar.

efenim türkçe mealine gelecek olursak şöyle:

işte kalıcılık budur,
aşkın gururu yok etmesi.
başta yalnızca masumane olan,
sonra gerçek yüzünü gösterdi.
bir bulut çöküyor üzerime,
her hareketimi ortaya çıkarıyor.
hafizamın derinliklerinde kalan tek şey, aşktı.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

bugün arabadan atlıyordum, deliliğe hiç bu kadar yakın olmamıştım.
...

+senin yanında bir kız otururdu, neydi adı unuttum şimdi.
-simge
+evet evet, simge. ne kadar komik bir kızdı.
-ahha, öyleydi ve hala öyle. geçenlerde görüştük hala kikir kikir:):) (bahsederken keyifleniyorum)
+ne yapıyor şu an?
- X üniversitesinde yüksek lisans + doktora programında. o da benle aynı üniversiteden mezun oldu.
+çok güzel.
-tuna vardı bir de, o da X üniversitesinde a bölümünde okuyor.
+evet ya o da çok eğlencelidir.

..
arada başka konuşmalar da geçer.
..

+ya neyse bırak şimdi konuyu dağıtma, sen asıl çok şaşıracağın bir şey duymak ister misin onu söyle:)
-evet?
+tuna ile simge...
-eee?
+nırınım nırınım:)
-ne zamandan beri nırınım nırınım?
+7-8 aylık bir zaman olduğunu düşünüyorum.
-garip.
+garip olan..?
-sevindim diyememek. ama sevinmedim de değil. çok garip.
+şaşkınlık bu belki de ?
-adlandıramıyorum.
böyle şeyleri duyduğumda keyifleniyorum, senin yazdığını okurken yüzümde bir gülümseme olduğunu farkediyorum ama sevindim diyemiyorum. tanımlayamadığım bir şey..
+...

düşünüyorum ki hep yaşamaz mıyız bunu?

7 Temmuz 2010 Çarşamba

oda

oda,, her gün dönüp kendimi kapattığım yer..
kafatasımın tepesi açık,
elimi uzatıp tek tek söküyorum karıncalanma yapanları,
bazı cızırtılar var ki parmaklarımın arasından kolayca sıvışıyorlar.
neyse, çıkardıklarımı fırlatıyorum bakmaktan korktuğum tarafa.
sır kaplı o 1 no.lu sütun.
savurduğum geri dönüveriyor anında o yönden.
belki de hışımdır kaplayan orayı,
pek kızgın halde geliyor çünkü dönen.
vazgeçtim,
koydum kafamı iki elimin üzerine,
şimdi tavana paralelim.
gözlerim geziniyor, müthiş tezatlığında odamın.
rengarenk mobilyalar,
renkli duvarlar.
üzeri siyah beyaz posterlerle kaplı bir kısım.
bir tarafta ardı boş bir maske asılı.
diğer yönde bana bakan yüz var defalarca,
fakat farklı ifadelerle.
sanki cıvıl cıvıl ruhumun ölümüne giden yol,
işte şurdaki.
en üstteki ağaçlı yol posteri.
uykuya dalmak gerek,
fazla düşününce iç içe geçiyorlar.
tam da şu tozlu istasyon garı fotoğrafındaki
herbiri farklı yönde duran kafalara sahip insanlar gibi.
düşüncelerimi uyuşturdum 2 draje ile
şimdi uyku vakti
ding dang don!

21/04/2010 23,01