Tam tamına 4 yıl artı 8 aydır görmediğim, artık hiçbir bağım kalmadı dediğim kardeş(!)im mutfakta bulaşık yıkıyordu. çüşşşşşş! hem bu evdeydi, hem de sanki bizden biri olmuştu da tekrar bu evin elemanı gibi bulaşık yıkıyordu.Anneme ve babama baktım,, inanmıyordum buna.Beni birileri inandırmalıydı.Onlar balkon kapısının eşiğinde sanki benden azıcık daha uzaklaşmak ister gibi ,birbirlerine de biraz daha yakınlaşmak, öyle durmuşlar salak salak bana bakıyorlardı.Tekrar 'G'ye döndüm, surat bir garip halde işine devam etti bana yan gözle bakıp.O bakıştan hiç bir şey sezemedim, hissiz, buz gibiydi, bir şey de anlatmaya çalışmıyordu zaten. Gözüme mutfak masasındaki koca kavanoz ilişti.İçinde pembeye çalan renkte bir sıvı, yok yok kırmızıya daha yakın, ama ardı görünüyor,, içinde de değişik birşey. İlk kez böyle bi'şey gördüm, nedir bu? Yaklaşıp baktım, inceledim ve bulantıma engel olamadım.Bir cenindi ve mutfağımızın(bu 'biz'likte 'G' yoktu benim için) ortasında duruyordu.Bakışlarım ordan oraya gitti, konuşmadan nasıl oluyor da bizimkilerin söylediklerini anlıyordum, buna takılmadan çocuğun 'G'nin düşüğü olduğunu öğrendim.Sonra bulantılarının devam ettiğini, hiç durmadığını, titrediğini ve soğuk terler döktüğünü de..Annem, "acaba bir doktor daha mı?" diyordu.Babam sadece düşünüyordu.Karnında bir bebek daha oluştuğundan şüpheleniyorlardı, annemin fikri, bunların da hamilelik belirtisi olduğundan yanaydı.
Ben ne salağım, ah ben ne salağım.Neden karşımdakinin kim olduğunu unutur da her seferinde, sorunlu birine koşarım!!!Neden, ihanet edenlerin gerçekten aciz olduğuna inandığım anlarda, neden ihanete uğradığım hissinden, yaşadıklarımdan sıyrılır da ona yardım eli uzatır, onu anlamaya çalışırım bilmem.
Yanına gittim, "neden bir hamilelik testi yapmıyorsun?"..
-olmaz!
-neden peki?
-...
içim acıyor o anda o kadar zavallı görünüyorki, ama yüzünde hiçbir pişmanlık sezmiyorum, sadece aciz.Sokaktan geçen biri o anda! ama içim acıyor işte.
-ben gidip alayım senin için .... (abla diyemiyorum kesinlikle, ağzım açık kalıyor)...???
-olmaz!
-?
o sıra geliyor yanıma, ben hala kapı eşiğindeyim, yüzü bana sırtı annem ve babama dönük, önümde çömeliyor kollarını gövdesine sararak..dişleri birbirine vurmaya başlıyor, bana bişey anlatmak ister gibi yanaşıyor , fısıldayacak biliyorum ama dişlerinin zangırtısından yapamıyor salak! geri çekiliyor sonra. ben hala soru işaretlerine gönderiyorum ona.
-Eroin! diyor, dediği anda rahatlıyor ayağa kalkıp konuşabilecek kadar.
Şaşırdığımı söyleyemem, ondan beklenmeyecek şey yoktur, hem de hiç bişey.Ama bizimkileri merak ediorum bakıyorum yokolmuşlar bir anda, değiller orda.
-Nasıl ya?? diyorum.
-Öyle işte, çantamda da var getirdim, ama kaşığım kaybolmuş, bitane alırım.
Pişkinliğe bak ya! yine beni şaşırtmıyor.Ama o an ona duyduğum öfkeden çok zavallı anne babamı düşünüyorum, yine vicdan micdan yapıp üzüldükleri kızları yine onları hayalkırıklığına uğratacak.Boğazına yapışıp öldüresim geliyor onu, o kanserli boğazını sıkmak sıkmak sıkmak.. 2 elim birbirine kavuşana dek sıkmak! Kalkıyorum yanaşıyorum yanına, gözüne bakıyorum, yine aynı pişkinlik, öldürcem ben onu , aklımda kalan son şey yine o iğrenç bakışlar olacak. Ellerimi öne doğru uzatıyorum, onu itekliyorum sadece, ayrılıyorum oradan.Portmantodan kırmızı paltomu alıp, az önce özensizce çıkardığım ayakkabılarıma bakıyorum,onları giymicem, kapağı açıp siyah ayakkabılarımı geçiriyorum ayağıma ve çıkıyorum o kapıdan.
Bu sefer uyanığım hava da güneşli, ılık ılık değiyor yüzüme.Sabah gördüğüm rüyanın etkisinden kurtulmalıyım.Her mahallede olan "Bizim Market" e giriyorum, bi tane Nestle Chokella alıyorum.İşe geliyorum ve şuan afiyetle yiyorum."en tatlı sabahlar çokokremle başlaaaarrr" diye diye hem de:)
Kurtulcam kurtulcam az kaldı:)



2 yorum:
aaa , aaaa meğer rüyaymış.
eed:)
Yorum Gönder