sıng with me!


MusicPlaylistRingtones
Create a playlist at MixPod.com

4 Şubat 2010 Perşembe

hep aynı şeyi bulduklarım_3

CANIM SIKINTI SINIRI
Aydınlıkta köhneliği belirginleşen 
ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. 
Öylesine  bağsız ve yeğniyim ki 
bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum.
Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; 
yoğunluğundan bana düşen payını benden geri  alarak bu yoğunluğa, 
olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor. 
Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; 
ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. 
Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. 
Yere, göğe, zamana, denize, kayalara 
ve kuşlara da dokunan aynı tanrı değil mi? 
Bu kutla tanrının yönetkenliğinde, 
olmayan ellerimle bir yok-tanrı'yı tutuyor 
ve ölçüyorum yokluğun ağırlığını. 
Kefe'lerinden birine onun oylumu pekâlâ sığıyor, 
diğerine duygular, duyumlar ve düşünceler yığılıyor, 
işte yetkin eşitlik...
her gün her gece bu eşitliğin bilgisiyle geçiyor. 
Bir eskiciden satın alınmış bu teraziyi 
birgün başka bir eskiciye vereceğim, 
o gün, tozanlarım her bir yana dağılıp 
toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler 
ve ben özgürleşeceğim.
--Nilgün Marmara--

4 yorum:

şah dedi ki...

hayatın neresinden dönülse kârdır

maRLa dedi ki...

aynen

Tırt dedi ki...

gözlerim doldu okurken,kırpıştırmak zorunda kaldım.

maRLa dedi ki...

çok çok çok beğeniyorum bunu, hislere tercüman olmak bu oluyor sanırım..